Bu masal ‘onların’ hikayesiydi... Bu masal bizim hikayemizdi... Bu masal sizin hikayenizdi... Bu masal, kendini, kendi şehrinde yabancı hissedenlerin hikayesiydi. Bu masal, tüm yaşamlara karşın, Boğaz’ın sularını bir ana rahmi gibi görmek istememin hikayesiydi... Bu masal yanlış bir kulaçta ya da kürek sallayışta, o akıntıların biri tarafından yutulmaktan, bambaşka bir denize sürüklenmekten korkmanın hikayesiydi.”
arka kapağı; 'istanbul'un 'bati'ya en yakın yarımadasında, bir 'yabancı' olarak doğmak benim suçum değildi... istanbul'u bir masal gibi yaşamak da benim suçum değildi, başka kitaplardaki insanlara, ya da hayatımın bana yön veren hikaye ve oyun kahramanlarına zaman zaman benzemeyi istemek de, 'ötekiler'in sözcüklerini, eski bir yanılsamanın etkisiyle, ayırdına varmaksızın kullanmak, yeni bir yolculuk, bir kurtuluş umudu bilmek de... benim istanbul'um bir masaldı sonuçta... çocukluğunun masallarını, çocukluğunun insanlarını ve çocukluğunun istanbul'unu özleyen herkes icin... |