29 Mar 2009 06:41 tarihinde Saffet Kumbas tarafından yayınlandı
[
4 Nis 2009 14:21 güncellendi
]
Çeşitli sosyal güvenlik kuruluşunda hizmeti olan kişiler,hizmet birleştirmesi suretiyle emekliliğe hak kazanabilmektedir.Sosyal güvenlik reformunun yürürlüğe girdiği 2008/Ekim ayı başından itibaren,2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirmesi hakkındaki Kanun yürürlükten kalkmıştır.Ancak,sosyal güvenlik reformundan önce işe başlayan kişilerle ilgili olarak,2829 sayılı yasa hükümleri uygulanmaktadır.Bu nedenle;inceleme konusu işle ilgili olarak reformdan önce ve sonra olmak üzere değerlendirme yapılmıştır.
A)SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNDAN ÖNCE HİZMET BİRLEŞTİRMESİ:
Sosyal Güvenlik Reformunun yürürlüğe girdiği tarihten (2008/Ekim ayı başı) önce sigortalı veya iştirakçi olup bu tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmetleri bulunan ya da Kanunda belirtilen sigortalılık hâllerinden birden fazlasına tabi olanların tahsis taleplerinde, Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Kanuna tabi geçen hizmetlerle 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.Ekim/2008 ayından önce işe başlayan kişilerin,emeklilik işlemlerinde yürürlükten kaldırılan 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacaktır.
Kurumlardaki hizmet süreleri,aynı tarihe rastlamamak kaydıyla ve aylık almaya hak kazanıldığı takdirde birleştirilir.
Kurumlardan herhangi birine ilk defa sigortalı olunan tarih, sigortalı süresinin başlama tarihidir.Sigortalılık süresinin başlama tarihi,18 yaşının dolduğu tarihtir.18 yaşından önce kurumlardan herhangi birinden sigortalı olanların başlama tarihi,18 yaşını doldurdukları tarih kabul edilir.Ancak,5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa 1425 sayılı Kanunla eklenen ek 7.madde kapsamına girip de meslek öğrenimi görerek meslekleri ile ilgili görevlerde kazai rüşt kararı almak suretiyle 15 yaşını doldurduktan ve 01.12.1970 tarihinden sonra Emekli Sandığına tabi görevlere girenlerle,01.04.1981 tarihinden önce Sosyal Sigortalar Kurumunda 18 yaşın dolmasından önce sigortalı olarak tescil edilmiş kişilerin,18 yaşından önceki tarihleri ilk işe başlama tarihi olarak kabul edilir.
1479 Sayılı Bağ-Kur Kanununun Ek geçici 4. maddesine göre isteğe bağlı sigortalıların geriye doğru yaptıkları 10 yıllık borçlanma karşılığı kazanılan hizmet süreleri, diğer kurum ve sandıklarından aylık bağlanması halinde bu kurumlarda geçen hizmetlerle birleştirilmeyecektir.Ancak Bağ-Kur'dan aylık bağlanması halinde diğer Kurum ve Sandıklardaki hizmetlerle birleştirilir.
Çalışılan sürede primi ödenmemiş süreler ve itibari hizmet süreleri hizmet birleşmesinde hesaba katılmamaktadır.
AYLIĞI BAĞLAYACAK KURUM:
Hizmetlerin birleştirilmesi halinde,ilgililere;son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca,hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.
Kişilerin emeklilik talebinden önceki 7 yıl (360x7=2520 gün) fiili hizmet süresi içerisinde,hizmet süresi fazla olan kurumun mevzuatına göre emekli aylığı bağlanacaktır.Hizmet sürelerinin eşit olması halinde,en son çalıştığı sosyal güvenlik kurumu mevzuatına göre emekli aylığı bağlanacaktır.Burada gözden kaçan husus,fiili hizmet süresidir.Son yedi yıllık hizmet süresinde,fiili olarak çalışılmayan süreler değerlendirmeye alınmayacaktır.
SON YEDİ YILLIK SÜREYLE İLGİLİ İSTİSNALAR:
Malullük,ölüm,5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma,süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi halinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.
HİZMET BİRLEŞTİRMESİ OLMAKSIZIN AYLIĞA HAK KAZANMA DURUMU:
Hizmet birleştirmesi olmadan aylığa hak kazanabilmesi halinde,2829 sayılı kanun uygulaması ne olacaktır.Örneğin son yedi yıl hesabında,en son 4 yıl Bağ-Kur,ondan önceki 3 yılda SSK hizmeti olan sigortalının,hizmet birleştirmesi olmadan SSK’dan emekli olabilmesi halinde nasıl bir uygulama olacaktır.Bu kişinin,2829 sayılı yasa hükümlerine göre,son 7 yıllık prim hesabında Bağ-Kur hizmeti daha çok olduğunda,Bağ-Kur hükümlerine göre emeklilik aylığı alınması hükümlerine tabi olunacaktır.Ancak,söz konusu kişi Bağ-Kur kapsamında emekli aylığı almaya hak kazanamadığı durumda,hizmet birleştirmesi yapmadan SSK’dan emekli aylığı alabilecek midir?Kurum uygulamasında,bu tür örneklerde sorunlar çıktığı,kişinin Bağ-Kur kapsamına göre emekli aylığı bağlanması gerektiğinin belirtildiği,dolayısıyla Bağ-Kur’dan emekli aylığı alamayarak mağduriyetlerin olduğu görülmektedir.
Kanımca,hizmet birleştirmesi uygulamasının amacı farklı sosyal güvenlik kuruluşlarında hizmeti olan kişilerin, emekli olabilmelerini kolaylaştırmaktır. Ancak; yukarıdaki örnekte son 4 yılın Bağ-Kur kaydının birleştirilmesi halinde emekli aylığı almaya hak kazanamama durumu ortaya çıkmaktadır.Bu nedenle,hizmetler birleştirilmeden emekli aylığı almaya hak kazanılırsa,kişilerin talebi dikkate alınarak işlem yapılması ve emekliliğe hak kazandığı SSK’dan aylık bağlanması gerekmektedir.Kurumca bu işlemin kabul edilmemesi halinde,yargı yoluna gidilmesinde yarar bulunmaktadır.Bu konuda,Yargıtay 21.H.D.10.02.1999 gün-661/536 sayılı,Yargıtay 10.H.D.17.12.1998 gün-8952/8879 ve 20.10.1997 gün,7310/7083 sayılı kararları bulunmaktadır.
B)SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNDA HİZMET BİRLEŞTİRMESİ
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten (2008/Ekim ayı başından) itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.
Yeni düzenlemede,aylık talebinden bulunulan tarihten önceki son yedi yıllık fiili hizmet süresinde en çok çalıştığı kuruma göre emekli olabilme uygulamasına son verilmiştir.Yeni düzenlemeyle işe başlayan sigortalılara,en çok hizmetinin geçtiği sigortalılık hali (4/a,4/b,4/c) dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlama işlemi yapılacaktır.Hizmetlerin eşit olması, malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.Burada dikkat edilecek olan husus, sosyal güvenlik reformunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işe başlayan kişiler hakkında yeni uygulamanın başlamasıdır.
GENEL DEĞERLENDİRME:
Yeni yürürlüğe konulan sosyal güvenlik reformuyla birlikte değişik sigorta halleriyle geçirilen sürelerde,yaşlılık aylığı bağlanması konusundaki düzenleme değiştirilmiştir.Kişinin,en çok hizmetinin geçtiği sigortalılık hali esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanacaktır.Sosyal Güvenlik Reformu yürürlüğe girmeden önce işe başlayan çalışanlar da,son yedi yıllık fiili hizmet süresinde en çok hizmetinin olduğu kurumdan emekli aylığı almayla ilgili mevzuat hükümleri uygulanacaktır.Konu hakkındaki istisnalar,yukarıdaki yazımızda ayrıntılı olarak belirtilmiştir.Yeni getirilen düzenlemenin isabetli,adil olduğunu ve akademik çevreler tarafından gündeme getirilen düzenlemeleri içerdiğini düşünmekteyim.
Göker KUMBAS 26.03.2009
|
20 Mar 2009 04:37 tarihinde Saffet Kumbas tarafından yayınlandı
[
22 Mar 2009 01:14 güncellendi
]
5510 sayılı yasanın 41.maddenin “a” bendine eklenen 17/4/2008 gün-5754/67 maddesine göre; Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri, Borçlanabilme imkanı getirilmiştir.Yasal düzenlemeden sonra,kamuoyunda iki çocuğu olan kadın sigortalıların 4 yıllık süre borçlanarak,daha erken yaşta emekli olabilme beklentisi ortaya çıkmıştır.Ancak,yasa maddesi uygulamaya yönelik ayrıntılı bir hüküm getirmediğinden mevzuatta boşluk oluşmuştur. 28 Eylül 2008 gün-27011 sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan “Hizmet Borçlanma İşlemleri Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ ile uygulamaya yardımcı olunmak istenmiştir. Ancak,söz konusu tebliğde kafalarda oluşan soru işaretlerini giderememiştir.Bu amaçla,Sosyal Güvenlik Kurumunca örnekleriyle belirtilen ayrıntılı genelge yayımlanmıştır. Konu hakkında düzenlenen 2008/111 sayılı genelge uygulamaya örnekler yardımıyla ışık tutmuştur.Genelgede aşağıda belirtilen hususlara Ücretsiz Doğum ya da Analık İzni Süreleri ile Kanunun 4 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendine Tabi Sigortalıların Doğumdan Sonra Geçen Süreleri 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince kadın sigortalıların; Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izin süreleri, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki kadın sigortalıların, ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladıkları tarihten sonra iki defaya mahsus olmak üzere doğum yaptıkları tarihten itibaren geçen en fazla iki yıllık süreleri, bu sürede adlarına prim ödenmemiş olması kaydıyla ve çocuklarının yaşaması şartıyla borçlandırılacaktır. Söz konusu düzenleme ile doğum nedeniyle çalıştığı işinden ayrılmak zorunda kalan kadın sigortalılara doğumdan sonra sigortasız geçirdikleri belli süreleri borçlanarak hizmet olarak değerlenme imkanı sağlanmıştır. Sigortalı kadının doğumdan sonraki sekiz haftalık, çoğul gebelik halinde ise on haftalık süreleri, doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde, doğum sonrası istirahat süresine eklenen süre dahil toplam istirahat süresinde adına prim ödenmemiş olması kaydıyla bu sürelerle birlikte toplam iki yıllık süre borçlandırılacak, prim ödenmiş ise bu süreler iki yıllık süreden düşülerek kalan süre borçlandırılacaktır. 2925 sayılı Kanuna (Tarım SSK Kanunu) tabi kadın sigortalılar da doğumdan sonra adlarına prim ödenmemiş olması kaydıyla iki yıllık sürelerini borçlanabileceklerdir. Ancak, bunların sigortalılıkları doğum nedeniyle sona ermeyeceğinden, doğum tarihinden itibaren primi ödenmemiş süresi olsa dahi doğum yapılan yılın sonuna kadar olan süre için tarım sigortası primleri tahsil edilecek, bu süre iki yıllık süreden düşüldükten sonra kalan süresi borçlandırılacaktır. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup hizmet akdine tabi çalışmakta iken doğum nedeniyle işinden ayrılan kadın sigortalılara doğumdan sonra geçen iki yıllık süreyi borçlanma imkanı sağlandığından isteğe bağlı sigortalı iken doğum yapan kadın sigortalılar söz konusu süreyi borçlanamayacaklardır. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi kadın sigortalılardan ücretsiz doğum izin süreleri ya da analık izin süreleri ile doğumdan sonra geçen iki yıllık sürelerini borçlanmak isteyenlerin borçlandırılacak süreleri, sigortalının işten ayrıldığı tarih, sigortalının doğum yaptığı tarih ve kadın sigortalı adına doğumdan sonra prim ödenip ödenmediği hususları göz önünde bulundurularak Kurumca belirlenecek, bu süreler için ayrıca belge istenmeyecektir. Bunların, borçlanma talep dilekçesiyle başvurmaları yeterli olacaktır. Buna göre; 1- 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi kadın sigortalılar tabi oldukları iş kanunları gereğince verilen ücretsiz doğum ya da analık izin sürelerini borçlanacaklardır. Örnek 1- 01/05/1993 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (A), 04/08/1997 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalı doğum tarihinden itibaren istirahatlı olduğu 04/08/1997- 14/09/1997 süresi ile ücretsiz izinli olarak geçirdiği 15/09/1997-15/11/1997 süresini borçlanabilecektir. Örnek 2- 06/07/1992 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (B), 04/08/1994 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalı doğum sonrası istirahatlı olduğu süreden sonra 1 ay da ücretsiz izin kullanmış, ancak, ücretsiz izin kullanmaya başladığı 15/09/1994 tarihine kadar raporlu olduğu sürede adına işvereni tarafından prim ödenmiştir. Bu durumda sigortalı (B), ancak ücretsiz izinli olarak geçirdiği 15/09/1994-15/10/1994 süresini borçlanabilecektir. 2- Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının doğum nedeniyle çalışamadığı iki yıllık süreyi borçlanabilmesi için; - Sigortalı kadının doğumdan önce çalışmaya başlayarak sigortalılık şartını yerine getirmesi, - Doğumun çalıştığı işinden ayrıldıktan sonra 300 gün içinde gerçekleşmesi, - Doğumdan sonra adına prim ödenmemesi ve borçlanacağı sürede çocuğunun yaşaması, Gerekmektedir. Örnek 1- 01/03/1995 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (A), 07/05/1996 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalı doğum sonrasını istirahatlı olarak geçirdikten sonra çalıştığı işinden ayrılmış ve 30/04/1999 tarihinde tekrar çalışmaya başlamıştır. Sigortalı (A), doğum yaptığı tarihten sonra çalışmaksızın yaklaşık 3 yıl geçirmiş ise de en fazla iki yıllık süreyi borçlanabileceğinden, adına prim ödenmemiş istirahatli olduğu 07/05/1996-07/05/1998 süresi ile çalışmadan geçirdiği süre dahil toplam 24 aylık süreyi borçlanabilecektir. Örnek 2- 15/04/1996 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (B), hamileliği nedeniyle yasal izin süresini beklemeden 06/05/1997 tarihinde işinden ayrılarak 300 günlük süre içinde 07/01/1998 tarihinde doğum yapmış ve 12/03/2001 tarihinde de tekrar çalışmaya başlamıştır. Çalışmadan boşta iken 300 günlük süre içinde doğum yapan bu sigortalı 07/01/1998- 07/01/2000 tarihleri arasında geçen iki yıllık süreyi borçlanabilecektir. Örnek 3- 15/02/1994 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (C), hamileliği nedeniyle rapor süresini beklemeden 06/02/1996 tarihinde işinden ayrılarak 06/01/1997 tarihinde doğum yapmış ve 12/03/1999 tarihinde de tekrar çalışmaya başlamıştır. Çalışmadan geçirdiği 300 günlük süreden sonra doğum yapması nedeniyle bu sigortalı, doğumdan sonra geçirdiği iki yıllık süreyi borçlanamayacaktır. Örnek 4- 01/03/1988 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (D), 07/05/2009 tarihinde doğum yapmış ve tekrar çalışmaya başlamamıştır. Sigortalı (D), tekrar çalışmaya başlamadığı halde Kuruma müracaat etmesi halinde doğumdan sonra çalışmadan geçirdiği 2 yıllık süreyi borçlanabilecektir. Örnek 5- 01/03/2001 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (E), 02/07/2006 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalı tekrar 02/08/2007 tarihinde çalışmaya başlamıştır. Sigortalı (E), doğum yaptığı tarih ile yeniden işe başladığı tarih arasında geçen 13 aylık sürenin sadece 6 aylık kısmını borçlanmak istemiştir. Bu sigortalının talebine istinaden doğum tarihinden itibaren geçen 6 aylık süresi (02/07/2006-02/01/2007) borçlandırılacaktır. Örnek 6- 18/06/2002 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (F), 12/08/2004 tarihinde doğum yapmış, 15/04/2008 tarihinde çalışmaya başlamış, çocuğu ise 15/02/2005 tarihinde vefat etmiştir. Sigortalı (F), 12/08/2004-15/02/2005 süresini borçlanacaktır. 3- Kadın sigortalı, doğumdan sonra iki yıldan daha az bir süreyi çalışmadan geçirmiş ise bu süreleri de borçlanabilecektir. Örnek 1- 18/06/1991 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (A), 12/08/2001 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalı tekrar 07/01/2002-30/06/2002 süresinde 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmıştır. Sigortalı (A)’nın çalıştığı süreler 2 yıllık süreden düşüldükten sonra, kalan 12/08/2001-06/01/2002 süresi ile 01/07/2002-12/08/2003 süresi borçlandırılacaktır. Örnek 2- 01/08/2002 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (B), 04/08/2004 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalı tekrar 04/08/2005 tarihinde çalışmaya başlamıştır. Sigortalı (B), 04/08/2004-03/08/2005 süresini borçlanabilecektir. 4- Sigortalı olarak çalışmaya başladıktan sonra ilk doğumunu yapan ve iki yıllık süre dolmadan ve sigortalı olarak tekrar çalışmaya başlamadan ikinci doğumunu yapan kadın sigortalı, ilk doğumdan ikinci doğuma kadar geçen süre ile ikinci doğum için borçlanabileceği iki yıllık sürenin toplamı kadar geçen süreyi borçlanabilecektir. Örnek - 06/07/1997 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (A), 12/08/2005 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalı doğum sonrası 8 haftalık süreyi sağlık raporu ile istirahatlı olarak geçirdikten sonra işinden ayrılmıştır. Doğumdan sonra iki yıl geçmeden ve çalışmaya tekrar başlamadan 01/07/2006 tarihinde ikinci defa doğum yapmış ve ikinci doğumundan sonra iki yıldan fazla bir süre geçirdikten sonra 19/11/2008 tarihinde tekrar çalışmaya başlamıştır. Sigortalı (A), ilk doğum için 12/08/2005-30/06/2006 süresini, ikinci doğum için ise 01/07/2006-01/07/2008 süresini borçlanabilecektir. 5- Birinci doğumun gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra ve sigortalı olarak tekrar çalışmaya başlamadan ikinci doğumunu yapan kadın sigortalı birinci doğum nedeniyle çalışmadan geçirdiği iki yıllık süreyi borçlanabilecek, ancak ikinci doğum için iki yıllık süreyi borçlanamayacaktır. Örnek - 22/07/1992 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (A), 01/07/1994 tarihinde doğum yapmıştır. Daha sonra tekrar çalışmaya başlamadan 13/06/1998 tarihinde ikinci doğumunu yapmıştır. Sigortalı (A), ilk doğum için 01/07/1994-01/07/1996 süreyi borçlanabilecek, ancak ikinci doğumunu iki yıllık sürenin dışında yaptığından, ikinci doğum için herhangi bir süreyi borçlanamayacaktır. 6- İlk defa Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışırken doğum nedeniyle çalışmasına ara verip iki yıllık süreyi tamamladıktan veya tamamlamadan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ve 2008 yılı Ekim ayı başından sonra ilk defa (c) bendi kapsamında çalışan kadın sigortalılarda borçlanma talep tarihinde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olma şartı bulunmadığından, doğumdan sonra geçen sürelerini borçlanabileceklerdir. Örnek 1- 06/10/2002 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (A), 11/11/2006 tarihinde doğum yapmıştır. Daha sonra 02/03/2007 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tabi olarak çalışmaya başlamış ve borçlanma talep tarihine kadar bu bent kapsamında çalışmasını sürdürmüştür. Bu sigortalının da borçlanma yapabilmesi için talep tarihinde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi çalışma şartı bulunmadığından 11/11/2006-01/03/2007 süresi borçlandırılacaktır. Örnek 2- 05/04/1992 tarihinden itibaren Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak çalışmaya başlayan sigortalı (B), 05/05/1997 tarihinde doğum yapmıştır. Sigortalı (B), 18/07/1997-30/09/1997 süresinde 506 sayılı Kanuna tabi isteğe bağlı sigortaya prim ödemiş, doğumdan sonra iki yıl geçmeden 05/09/1998 tarihinde ikinci defa doğum yapmıştır. Sigortalı (B), ilk doğum için 05/05/1997-17/07/1997 süresi ile 01/10/1997-04/09/1998 süresini ve ikinci doğum için de 05/09/1998-05/09/2000 süresini borçlanabilecektir. Örnek 3- 01/01/1994 tarihinden itibaren 2925 sayılı Kanun kapsamında tarım sigortalısı olan sigortalı (C), 1994, 1995 ve 1996 yılı tarım sigortası primlerini ödemiş, 1997 yılı primini ödemeden 22/06/1997 tarihinde doğum yapmış bu tarihten sonra da herhangi bir prim ödemesinde bulunmamıştır. Bu sigortalının 1997 yılı sonuna kadar olan tarım sigortası primleri tahsil edilmesi gerektiğinden, tarım sigortalısı olduğu süreler 2 yıllık süreden düşüldükten sonra kalan 01/01/1998-22/06/1999 süresi borçlandırılacaktır. Örnek 4- 01/01/1997 tarihinden itibaren 2925 sayılı Kanun kapsamında tarım sigortalısı olan sigortalı (D), 1997 yılından 2002 yılına kadar tarım sigortası primlerini düzenli ödemiştir. Sigortalı (D), 01/07/1999 tarihinde doğum yapmıştır. Bu sigortalının doğum yaptığı tarihten itibaren 2 yıllık süre içerisinde tarım sigortası primleri ödendiğinden sigortalının borçlandırılacak süreleri bulunmamaktadır. BORÇLANMA TUTARININ HESABI, TEBLİĞİ VE ÖDENMESİ Borçlanma halinde ödenecek prim tutarı,5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesine göre prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında olmak üzere kendilerince belirlenen günlük kazancın % 32’si oranında hesaplanacaktır.01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında günlük 22,20-144,30 TL tutarları arasında belirlenecek tutarın %32’i oranında prim ödemesi yapılarak borçlanılacaktır. Sigortalının borçlanmaya esas günlük kazancının tespitinde, adi posta veya kargo ile gönderilen veya Kuruma doğrudan verilen borçlanma dilekçesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih, iadeli taahhütlü veya acele posta servisi olarak gönderilenlerde ise postaya verildiği tarih esas alınacaktır. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, ilgiliye iadeli taahhütlü olarak tebliğ edilecek, PTT alındısının ilgiliye teslim edildiği tarih borcun tebliğ tarihi olacaktır. Hesaplanan borç, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde sigortalı veya hak sahipleri tarafından Kuruma ya da Kurumun anlaşmalı olduğu bankalara ödenecek, bir ay içinde ödenmeyen borçlanmalar ise geçerli sayılmayacaktır. Borcun bir ay içinde tamamının ödenmemesi halinde, ödenen miktara karşılık gelen süre sigortalılık süresi olarak değerlendirilecektir. GENEL DEĞERLENDİRME 5510 sayılı Yasanın 41.maddenin “a” bendine eklenen madde ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri,borçlanma imkanı getirilmiştir.Konu hakkında düzenlenen 2008/111 sayılı SGK Genelgesi uygulamayı ayrıntılı olarak örnekleriyle açıklamıştır.Kamuoyunun beklentisi yasal düzenleme ile birlikte,doğum yapan 4/a (eski sigorta) hükümlerine tabi kadın sigortalıların 4 yıla kadar borçlanma yapılabileceği yönündeydi.Bu şekilde,emekli olma yaşının aşağıya inebileceği beklentisi bulunmaktaydı.Ancak,genelge hükümlerine göre beklentilerin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştır.4/a kapsamındaki kadın sigortalıların,doğumdan sonra adlarına prim ödenmeyen ve hizmet akdiyle çalışmadığı dönemleri çocuklarının borçlanma yaptıkları dönemde yaşamaları şartıyla hizmet borçlanması imkanı getirilmiştir.Yapılacak hizmet borçlanma tutarları,kadın sigortalının prim ödeme gün sayısı toplamına dahil edilecektir.Bu tarz borçlanmayı kadın sigortalının kendisi yapabileceği gibi,vefatı halinde ölüm aylığı alacak hak sahipleri de yapabilecektir. Göker KUMBAS 18.03.2009 |
20 Mar 2009 04:34 tarihinde Saffet Kumbas tarafından yayınlandı
[
22 Mar 2009 01:14 güncellendi
]
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortasının yürürlük tarihi itibariyle (2008/Ekim ayı başı) “isteğe bağlı sigortalılık” hükümleri değişikliğe uğramıştır.Daha önceden,506 sayılı yasaya göre,1479 ve 2926 sayılı yasalara göre yapılan isteğe bağlı sigortalılık işlemleri sona ermiştir. Yeni düzenlemeye göre isteğe bağlı sigortalı olabilmek için aşağıda yazılı hususların bulunması gerekmektedir. İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye'de ikamet edenler ile Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşlarından; a) Bu Kanuna tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmamak, b) Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak, c) 18 yaşını doldurmuş bulunmak, d) İsteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma başvuruda bulunmak, şartları aranır. Yeni düzenleme ile daha önceden herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşuna tescil edilmesine gerek kalmamıştır.Örneğin,506 sayılı yasanın mülga 85.maddesine göre,isteğe bağlı sigorta işlemlerinden yararlanmak için “en az 1080 gün malüllük ,yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olunması” gerekmektedir.Son düzenlemede ise,isteğe bağlı sigortalılık için tescil şartı ve belirli süre prim ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmıştır.Örneğin daha önceden herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumuna prim ödemesi olmayan bir kişi,isteğe bağlı sigorta işlemlerinin diğer koşullarını yerine getirmek koşuluyla yeni düzenlemeden yararlanabilecektir. İsteğe bağlı sigortaya tabi olabilmek için,Türkiye’de ikamet etmek,kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak,kanuna tabi olarak zorunlu sigortaya tabi olmamak veya bir ay içerinde 30 günden az çalışmak,18 yaşını doldurmuş olmak koşulları bulunmaktadır. Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamamış ülkede çalıştırılan Türk işçilerinde,Türkiye’de ikamet etme koşulu aranmayacaktır. Yeni uygulamaya konulan isteğe bağlı sigorta işlemleri,uzun vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortasına tabi olmayı sağlayan sigortadır.Örneğin 506 sayılı yasaya göre yapılan isteğe bağlı sigortalılıkta sadece uzun vadeli sigorta kolları açısından (emeklilik) değerlendirilirdi.Bu sigorta kolundan ödenen primlerle sağlık hizmetlerinden yararlanmak mümkün değildi. Yeni getirilen isteğe bağlı işlemlerinde,sağlık hizmetlerinden yararlanmak mümkün hale gelmiştir. İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIĞIN BAŞLANGICI: İsteğe bağlı sigortalılık,konu hakkındaki talep dilekçesinin kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden itibaren başlanacaktır.Söz konusu talebin,adi posta veya kargo ile gönderilmesi halinde dilekçenin kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden,taahhütlü,iadeli taahhütlü veya aps olarak gönderilmesi halinde ise postaya verildiği tarihi takip eden günden itibaren isteğe bağlı sigortalılık başlayacaktır. İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIĞIN SONA ERMESİ: İsteğe bağlı sigortalılık,yazılı talep,aylık almaya başlamak,ikameti yurt dışına taşımak,zorunlu sigortalılığa tabi olma (aylık 30 günün altında çalıştırılanlar hariç) ve ölüm hallerinde sona erecektir. İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK PRİMLERİNİN ÖDENMESİ: İsteğe bağlı sigorta primi,5510 sayılı Kanunun 82.maddesine göre belirlenen prime esas kazancın alt sınırı ve üst sınırı arasında,sigortalı tarafından yazılı olarak beyan edilen prime esas aylık kazancın %32’sidir. Bunun % 20'si malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi, % 12'si genel sağlık sigortası primidir.Bu tutar,01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında aylık 666,00-4329,00 TL tutarları arasındadır.Buna göre ödenecek isteğe bağlı primleri 213,12 TL ile 1385,28 TL tutarları arasında olacaktır. İsteğe bağlı sigorta primi,takip eden ayın sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.İsteğe bağlı sigorta prim tutarı aylık 30 gün üzerinden ödenmelidir.Aylık çalışması 30 günün altında olan çalışanlar,eksik kalan çalışma gün sayıları kadar isteğe bağlı sigorta primi yatırabilirler. İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK SÜRELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Yeni getirilen düzenleme ile isteğe bağlı sigorta primleri 5510 sayılı yasanın 4/b kapsamında (eski Bağ-Kur) değerlendirilecektir.Kamuoyu tarafından bu konuda bilgi eksiklikleri olduğu görülmektedir.Örneğin daha önceden 506 sayılı yasa kapsamına göre isteğe bağlı sigorta primi ödeyen kişiler,2008 yılı Ekim ayından itibaren ödedikleri isteğe bağlı primlerinin 4/a kapsamında (eski SSK) değerlendirileceğini zannetmektirler.Oysaki,yeni düzenlemede durum bu şekilde değildir.2008/Ekim ayından itibaren isteğe bağlı sigorta primi ödemeleri 4/b kapsamında değerlendirilmektedir.Bu konuda oluşabilecek sıkıntı,emeklilik aşamasında kendini gösterebilmektedir.2829 sayılı Hizmet Birleştirme Kanunun 8.maddesine göre;sosyal güvenlik reformundan önce sigorta bildirimi olan ve emeklilik talebinde bulunan kişilerin,son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca,hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanır (emekli aylığı) ve ödenir. Son yedi yıllık fiili hizmet süresinde 4/a ve 4/b sigorta bildirimi bulunan kişilerde,3,5 yıldan (1260 gün) daha çok hizmeti olan kurumdan emekli olunacaktır.Akıllara,isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek 4/b kapsamında olmanın nasıl bir dezavantajı olduğu sorusu gelebilir.4/b kapsamında emekli olmak,4/a kapsamında emekli olmaya nazaran,emeklilik yaşı ve prim ödeme gün sayısı açısından daha zordur.Eski 506 sayılı yasa kapsamında isteğe bağlı sigorta primi ödeyen kişi,01.10.2008 tarihinden itibaren 3,5 yıl ve daha fazla isteğe bağlı sigorta primi yatırırsa 4/a kapsamında emekli olamayacaktır.Söz konusu kişi,4/b kapsamında oluşacak emeklilik şartlarına tabi olacaktır. İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIKTA İSTİSNALAR: 01.10.2008 TARİHİNDEN ÖNCE İSTEĞE BAĞLI SİGORTALI OLANLAR HAKKINDA YAPILACAK İŞLEMLER: 506 sayılı Kanunun mülga 85.maddesine,1479 sayılı Kanunun Mülga 79.maddesine ve 2926 sayılı Kanunun mülga 60 ncı maddelerine tabi isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödeyenlerin isteğe bağlı sigortalılıkları,01.10.2008 tarihinden sonra yeni bir yazılı talep ve Türkiye’de ikamet şartı aranmaksızın 5510 sayılı Kanunla getirilen isteğe bağlı sigortalılık hükümlerine göre devam ettirilecektir. 5434 SAYILI KANUNA TABİ İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK: 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanunun (Emekli Sandığı Kanunu) mülga 12 nci ve geçici 218.maddelerine göre isteğe bağlı iştiriakçilikleri devam edenlerin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın,isteğe bağlı iştirakçilikleri devam edecektir. 5434 sayılı Kanuna göre iştirakçi iken gerek 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce,gerekse 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra görevinden ayrılanlar ile bunlardan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayıp görevlerinden ayrılanlar ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi görevinden ayrılıp 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi çalışmakta iken sigortalılıkları sona erenlerin,gerekli şartları taşımaları durumunda 5434 sayılı Kanunun mülga 12 nci maddesi gereğince talepleri halinde isteğe bağlı iştirakçilikleri sağlanacaktır. 5434 sayılı Kanun kapsamında İsteğe Bağlı ödeme yapan iştirakçilerin primleri 5510 sayılı Kanunun 4.maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında hizmet olarak değerlendirilir. GELİR VERGİSİNDEN MUAF OLAN KADINLAR: 5510 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi ile 01/10/2008 tarihinden önce 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde belirtilen vergiden muaf işleri hizmet akdiyle herhangi bir işverene tabi olmaksızın sürekli ve kazanç getirici nitelikte yaptıklarını ve 01/10/2008 tarihinden sonra da yapmaya devam ettiklerini Vergi Dairelerinden alacakları yazı ile belgeleyen kadınlar prime esas günlük kazanç alt sınırının on beş katı üzerinden başlanarak,takip eden her yıl için bir puan arttırılmak suretiyle otuz katını üzere malullük,yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası primi ödeyeceklerdir. Yukarıda belirtilen uygulamadan;506,1479,2925,2926 ve 5434 sayılı kanunlara göre sigortalı/iştirakçi olarak tescilleri yapılmış olup zorunlu sigortalıkları ya da isteğe bağlı sigortalılıkları sona eren,01.10.2008 tarihinden önce 506 ve 1479 sayılı Kanunlara tabi olarak isteğe bağlı sigorta primi ödeyen kadın sigortalılar yararlanacaktır. TÜRKİYE’DE İKAMET EDEN YABANCILARIN İSTEĞE BAĞLI SİGORTA ÖDEMELERİ: Ülkemizde ikamet eden ve isteğe bağlı sigorta işlemleri koşullarını sağlayan yabancı kişilerin “isteğe bağlı sigorta primi” ödeme olanağı bulunmaktadır.Yabancılar uyruklu sigortalıların genel sağlık sigortası primi,bir yıldan fazla oturduğu tarihten sonra başlamaktadır.Bu nedenle,bunlardan bir yıldan daha az bir süre oturan ve isteğe bağlı sigortalı olanlardan genel sağlık sigortası primi alınmayacaktır. Bu kişilerin (bir yıldan daha az oturan yabancıların) isteğe bağlı sigorta prim oranı %20 olacaktır. GENEL DEĞERLENDİRME: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda “isteğe bağlı sigorta işlemleriyle” ilgili düzenlemeler yapılmıştır.Yeni düzenlemede,18 yaşını geçmiş,Türkiye’de ikamet eden,herhangi bir yerde sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmayan (aylık 30 günün altında çalışanlar hariç),buralardan aylık almayan kişiler isteğe bağlı sigorta primi ödeyebileceklerdir. Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde çalışmaya giden Türk İşçileri hakkında “ikamet etme” koşuluna bakılmadan isteğe bağlı sigorta ödemesi yapılacaktır.Getirilen düzenleme ile,isteğe bağlı sigorta primi ödemesi yapılan kişilere,sağlık hizmetinden yararlanma imkanı getirilmiştir.İsteğe bağlı sigorta primi ödemeleri,5510 sayılı yasanın 4/b kapsamında hizmet olarak değerlendirilecektir.Emeklilik aşamasında son yedi yıllık fiili hizmetin en çok 4/b kapsamında geçmesi halinde,4/a (Eski SSK) kapsamında emekli aylığı alınmasına engel teşkil edecektir.4/a kapsamında emekli aylığı almaya hak kazanmak,4/b sigortalılarına nazaran gerek yaş,gerekse toplam prim ödeme gün sayısı olarak daha kolaydır.İsteğe bağlı sigorta primi ödemesi yapanların,bu gerçeği bilerek hareket etmelerinde yarar bulunmaktadır.5434 sayılı Kanun hükümlerine göre isteğe bağlı sigorta iştirakçisi olmak isteyen kişilerin,kazanılmış haklarının korunduğu anlaşılmıştır. Göker KUMBAS 19.03.2009 |
17 Mar 2009 06:03 tarihinde Saffet Kumbas tarafından yayınlandı
[
17 Mar 2009 07:52 güncellendi
]
18 Kasım 2008 gün-27058 sayı ile resmi gazete ile yürürlüğe giren “ücret,prim,ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakın bankalar aracılığıyla ödenmesine dair yönetmelik” ile banka yoluyla yapılan ödemelerin esasları düzenlenmiştir. Uygulama,01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik hükümlerine göre aşağıda yazılı hususlar belirlenmiştir. 5953 sayılı kanuna tabi olarak (Basın Mesleğinde çalışanlarla ilgili kanun) Türkiye genelinde en az 10 gazeteci çalıştıran işverenler,çalıştırdıkları gazetecinin ücretlerini banka yoluyla ödemek zorundadırlar.Gazeteci çalıştıran işverenler,aynı zamanda 5953 sayılı kanun dışında kalan ve İş Kanununda “işçi tanımına giren kimselerin çalışması halinde,gazeteci ve işçi sayısının en az 10 kişi olması durumunda,ücretler banka kanalıyla ödenmelidir. 854 sayılı Deniz İş Kanununa tabi olarak Türkiye genelinde en az 10 gemi adamı çalıştıran işveren veya işveren vekilleri,çalıştırdıkları “gemi adamının ücretini banka yoluyla ödemek zorundadır.İş Kanunu hükümlerine göre Türkiye genelinde en az 10 işçi çalıştıran işveren ve üçüncü kişiler de banka yoluyla ödeme yapmak mecburiyetindedir. Banka haricinde ödeme yapılacak yerle ilgili istisna: Yönetmelik kapsamında banka aracılığıyla ödeme yapması gereken işverenler, işveren vekilleri veya üçüncü kişiler, işyerlerinin bulunduğu mahalde banka şubesi bulunmaması ya da çalışanlara banka aracılığıyla ödeme yapılmasına imkân bulunmaması hâlinde ödemeler, T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü şubeleri aracılığıyla yapılır. Düzenlemeye aykırı hareket edilmesi halinde uygulanacak idari para cezası:Yönetmelikte belirtilen işyerlerinde 10 kişiden fazla çalıştırdığı halde banka yoluyla ödeme yapmayan işveren/işveren vekiline,5953 sayılı kanunun 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca her gazeteci için 1.680 TL, 854 sayılı Deniz İş Kanunun 51 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca her gemi adamı için 1.344 TL,İş Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca her işçi için 112 TL idari para cezası uygulanacaktır.Gazeteciler ve İş Kanunu ile ilgili idari para cezasını,Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili birimi,gemi adamları ile ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının geminin bağlama limanının bulunduğu yerle ilgili birimince uygulanacaktır. Türkiye genelinde 100 gazeteci çalıştırdığı halde,ücretlerin banka kanalıyla ödenmediği tespit edilen işverenler hakkında,1680*100=168.000 TL idari para cezası uygulanacaktır.Gemi adamları ve İş Kanuna tabi olarak çalıştırılanlar hakkında,yukarıda belirtilen miktar esas alınmak suretiyle idari para cezası uygulanması yoluna gidilecektir. Genel Değerlendirme: Ücretlerin banka yoluyla ödenmesi, kayıtdışı ekonomiyle mücadelede düşünülen etkili bir yöntemdir.Bu düzenlemeye dahil olan işyerlerinde,bir şehirdeki çalışan sayısına bakarak işlem yapılmamalıdır.Aynı işverenin yukarıda belirtilen işyerlerinde,Türkiye düzeyindeki çalıştırılan sayısı esas alınarak en az 10 kişi sayısı dikkate alınmalıdır.Sosyal Güvenlik Reformuyla birlikte bankalar tarafından,Sosyal Güvenlik Kurumuna çalıştırılanlarla ilgili kayıt ve belgelerin gönderilmesi gerekmektedir.Banka kanalıyla ücretleri ödenen kişilerin,sigorta ve muhtasar kayıtlarının banka kayıtlarına uygun olarak yapılması şarttır.Aksi takdirde (bankadaki ücretlerin yüksek,sigorta bildiriminin daha az olduğu durumlarda) aradaki eksik ücretlerin sigorta primi ve idari para cezasının istenmesi yönüne gidilecektir. Ücretlerinin banka kanalıyla ödenmesi gerektiği halde,elden ödendiği tespit edilen işyerleri hakkında yüksek miktarda idari para cezaları uygulaması getirilmiştir.Düzenleme,01.01.2009 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.En az 10 kişi çalıştıran işyerlerindeki uygulamada,sayı sınırlamasına yakalanmamak için tasarruf teşvik uygulamasında olduğu gibi 10 kişiden biraz fazla çalışanı olduğu halde (örneğin 12 kişi),bunun altında kayıtlı çalışan bildirme tehlikesi bulunmaktadır.Bu nedenle,banka yoluyla yapılan ödemelerde zamanla kişi sayısı sınırlamasının kaldırılmasında yarar bulunmaktadır. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine göre,ücret ödeme bordrolarında çalışanların imzalarının bulunması zorunludur.Ancak,banka yoluyla ödeme yapılan durumlarda bordroda ayrıca imzaya gerek bulunmamaktadır.Çalışanlar açısından ücret konusu çok önem arz etmektedir.Banka yoluyla yapılan ödemelerde,ücretin ödenmesiyle ilgili tartışmalar sona ermektedir.Çünkü,ücret ödeme bordrosunda çalışanın imzası olduğu halde bile “bordronun kendisi tarafından imzalanmadığı,muhasebeci tarafından imzalandığının tahmin edildiği” iddia edilmektedir.Banka yoluyla ücret ödendiği takdirde,bu tarzda yakınmalar sona erecektir.Yani,banka yoluyla yapılan ödemelerde,ücretin ödenip ödenmediği ile ilgili tartışmalar sona erecektir.Bankayla yapılan ödemelerin ücret ödeme bordrosunda miktarlar esas alınarak yapılıp (örneğin dönemin asgari ücreti) ,ayrıca elden ücret ödenmesi durumunda,uygulamada sorunlarla karşılaşılacaktır.Bu durumun ispatı kolay görünmemektedir.Ekonomik koşullardaki iyeleşmeler,sosyal güvenlik bilinci,vb konularındaki ilerlemelerle,bu durumun ortadan kalkabileceğini düşünmekteyim. Banka yoluyla yapılan ödemelerde sadece çalışanın ücreti esas alınmamalıdır.Ayrıca;prim,ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakın da bankalar vasıtasıyla ödenmesi gerekmektedir. Göker KUMBAS 06.03.2009
|
17 Mar 2009 06:00 tarihinde Saffet Kumbas tarafından yayınlandı
[
17 Mar 2009 07:55 güncellendi
]
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren,5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanuna göre;Yaşlılık aylığı alarak çalışmaya başlayan kişilerle ilgili olarak “Sosyal Güvenlik Destek Primine Tabi Olarak” çalışmayla ilgili yeni düzenlemeler getirilmiştir. YENİ DÜZENLEME: 5510 sayılı yasanın 30.maddesine göre;Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra (01.10.2008 tarihinden itibaren) ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç (tarımsal faaliyette bulunanlar) olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilir. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere (tarımsal faaliyette bulunanlar) diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların (eski Bağ-Kur’lular) yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan, almakta oldukları aylıklarının % 15’i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.Ancak kesilecek olan bu tutar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalılara ilgili yılın Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık aylığından alınabilecek sosyal güvenlik destek priminden fazla olamaz.Sosyal güvenlik destek prim kesinti tutarı,2008 yılında %12, takip eden yıllarda 1’er puan arttırılarak (2009 yılında %13, 2010 yılında %14, 2011 yılından itibaren %15) olarak uygulanmaktadır. Yeni Sosyal Güvenlik Reformuyla birlikte,01.10.2008 tarihinden itibaren ilk defa sigortalı olduktan sonra yaşlılık aylığına hak kazanacak sigortalıların,4/a kapsamında (eski SSK) işe girmeleri halinde yaşlılık aylıkları kesilecektir.Kesintiye neden olan çalışmaları sona erdiğinde,tekrar yaşlılık aylığı bağlanacaktır.Bu kapsamdaki kişilerin,sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaları mümkün değildir.4/b (Eski Bağ-Kur) kapsamında (Tarımsal faaliyette bulunanlar hariç) işe girmeleri halinde yazılı talepleri olması halinde “sosyal güvenlik destek primine tabi olarak” çalışabilir.Bu kişilerden kesilecek sosyal güvenlik destek prim tutarı,2008 yılında %12, 2009 yılında %13, 2010 yılında %14, 2011 yılından itibaren %15 olmak üzere almakta oldukları aylık üzerinden kesilecektir. Ancak bu tutar, 4(b) sigortalılarına ilgili yılın Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık aylığından alınabilecek tutardan fazla olmayacaktır.2009 yılında bu tutar 1.949,47 TL dir.Dolayısıyla, 2009 yılında aylıklardan kesilecek en yüksek sosyal güvenlik destek prim tutarı 253,43 TL’den (%13 üzerinden) fazla olmayacaktır.Örneğin 2009 yılında 3000 YTL yaşlılık aylığı alan 4/b sigortalısından kesilecek sosyal güvenlik destek prim tutarı,1.949,47 TL üzerinden (en yüksek aylık) 253,43 TL olarak kesilecektir. 5510 SAYILI YASA YÜRÜRLÜĞE GİRMEDEN ÖNCE ÇALIŞANLARIN DURUMU: 5510 Sayılı Kanunun Geçici 14.maddesine göre; Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında,sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerinin uygulamasına devam edilir.Ayrıca,5510 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce (2008 Yılı Ekim ayından) çalışmaya başlayan ve 5510 Sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra emekli olanların yeniden çalışmaya başlaması halinde,Sosyal Güvenlik Destek Primi açısından mevcut uygulama aynen devam edecektir. Bu bağlamda 4/a bendi kapsamında çalışanlar için sosyal güvenlik destek prim oranı 5510 sayılı yasanın 80 nci maddesine göre tespit edilen kazançlar üzerinden 81 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen (işyerinin tehlike sınıfına göre %1 ile %6,5 arasında değişen oran) prim oranına %30 oranının eklenmesi suretiyle bulunan toplamdır.4/a kapsamında çalışanların sosyal güvenlik destek prim oranı %31 ile %36,5 arasında değişmektedir. 4/b kapsamında (eski Bağ-Kur) çalışanların durumu yukarıda belirtilen şekildedir.Yani,Sosyal Güvenlik Reformundan önce emekli olan veya işe girip emekli olan kişilerin 4/b kapsamında çalışmaları halinde,sosyal güvenlik destek primi uygulanacaktır.Burada uygulanacak oran,almakta oldukları yaşlılık aylıkları üzerinden hesaplanacaktır. Bu kişilerden kesilecek sosyal güvenlik destek prim tutarı,2008 yılında %12, 2009 yılında %13, 2010 yılında %14, 2011 yılından itibaren %15 olmak üzere almakta oldukları aylık üzerinden kesilecektir. Ancak bu tutar, 4(b) sigortalılarına ilgili yılın Ocak ayında ödenen en yüksek yaşlılık aylığından alınabilecek fazla olmayacaktır. Herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli olduktan sonra kamuda memur veya işçi olarak işe başlayan emeklilere istisnai görevlerde çalışanlar hariç,5335 Sayılı Kanun hükümleri gereğince emekli aylığı ödenmez.Bu kişiler hakkında,sosyal güvenlik destek primi uygulanmayacak,bunların aylıkları kesilerek tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışacaklardır.Buna karşın,Cumhurbaşkanı,Milletvekili,Belediye Başkanları,vb (5335 sayılı kanunun 30.maddesinde sayılan kişiler) emekli aylıkları kesilmeden çalışmalarına devam edebilmektedirler. İSTİSNAİ DURUMLAR: a)Yurtdışı Borçlanması Yoluyla Emekli Olanlar: 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşların Yurt Dışında Geçen Sürelerin Sosyal Güvenlik Bakımından Değerlendirilmesi hakkındaki kanunun 6.maddesine eklenen 17/4/2008 gün-5754 sayılı yasanın 79. maddesine göre; Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle (yurtdışı hizmet borçlanması) aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz. Yurt içinde veya yurt dışında çalışması sona erenlerin veya ikamete dayalı bir ödenek alanlardan ödenekleri sona erenlerin, aylıklarının tekrar ödenmesi için yazılı talepte bulunmaları halinde, talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanır. Getirilen düzenleme ile yurtdışı hizmet borçlanması yoluyla aylık bağlanan kişilerin,yurt dışında çalışması,ikamete dayalı sosyal sigorta ya da sosyal yardım alması ve Türkiye’de sigortalı olarak çalışması halinde,emekli aylıkları kesilecektir.Yurtdışı hizmet borçlanması yoluyla emekli aylığı alan kişilerin,Türkiye’de sigortalı bir işte çalışmaları halinde sosyal güvenlik destek primi ödemesiyle ilgili hükümler uygulanamaz.Söz konusu kişilerin kesilen aylıklarının tekrar ödenmeye başlaması için,yurt içinde veya yurt dışındaki çalışmaların sona ermesi,ikamete dayalı alınan ödeneğin sona ermesi ve yazılı aylık talebinde bulunmaları gerekmektedir. b)2925 Kanuna göre Emekli Olup Çalışmaya başlayan kişilerin Durumu: 2925 Sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunun 23.maddesine göre; Yaşlılık aylığı almakta iken sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi bir işte sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının birleşmesiyle birlikte oluşturulan otomasyon ağıyla,bu durumdaki sigortalıların mağdur olduğu haberleri basına yansımaktadır.Konu hakkında ilgili kişilerin bilgi sahibi olmaması nedeniyle,yaşlılık aylıklarının kesilmesi ve fazladan alınan yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle istendiği görülmektedir. 2925 sayılı Kanuna tabi olarak yaşlılık aylığı almakta olan kişilerin,bir işte çalışmaları halinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma imkanı bulunmamaktaydı.Yasa koyucu bu sızlanmaları dikkate alarak,bu tarzda çalışan kişilerle ilgili olarak aşağıda yazılı düzenlemeyi yapmıştır. 5510 sayılı yasanın geçici 14.maddesine eklenen 18/2/2009 gün-5838/32 madde ile; 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez ve bunlar hakkında da bu maddenin sosyal güvenlik destek primi alınmasına ilişkin hükümleri uygulanır. Yeni gelen düzenleme ile birlikte,2925 sayılı Kanuna göre emekli aylığı alan kişiler,bir işte çalışmaya başladıkları takdirde emekli aylıkları kesilmeden sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceklerdir. GENEL DEĞERLENDİRME: Sosyal Güvenlik Reformuyla birlikte yaşlılık aylığı alan kişilerin,yeniden bir işte çalışmaları halinde sosyal güvenlik destek primi ödenmesiyle ilgili düzenlemeler getirilmiştir.Yasanın yürürlük tarihinden itibaren ilk defa işe giren 4/a (eski SSK) sigortalılarının yaşlılık aylığı almaya başladıktan sonra 4/a kapsamında işe girmeleri halinde emekli aylıkları kesilecektir.Bu kişiler hakkında Sosyal Güvenlik Destek Primi uygulanmayacaktır.4/b kapsamında işe girilmesi halinde yaşlılık aylığı kesilmeden,sosyal güvenlik destek primi ödenerek çalışma yapmak mümkün bulunmaktadır.Yasadan önce çalışmaya başlayan veya emekli olan kişilerle ilgili sosyal güvenlik destek primi uygulamasıyla ilgili yasal haklar devam etmektedir.Yeni düzenlemede,Sosyal Güvenlik Destek Prim Oranının arttığı (4/a sigortalıları için %31 ile %36,5 arasında,4/b sigortalıları için kademeli olarak her yıl artarak 2009 yılında %13,2010 yılında %14,2011 yılından itibaren %15 oranında) görülmüştür.Yurtdışı hizmet borçlanmasıyla emekli olan kişilerin,yurt içinde veya yurt dışında çalışmaları halinde,emekli aylıklarının kesilmesi yoluna gidilecektir. 2925 sayılı yasaya tabi olarak emekli olan kişilerin bir işte çalışmaları halinde,sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma imkanı (18.02.2009 gün-5838/32 madde ile) getirilmiştir.Daha önceden bu şekilde çalışan kişilerin emekli aylıklarının kesildiği ve mağduriyetlerin ortaya çıktığı görülmüştür. Göker KUMBAS 13.03.2009
|
9 Şub 2009 04:35 tarihinde Bilinmeyen kullanıcı tarafından yayınlandı
[
17 Mar 2009 07:53 tarihinde Saffet Kumbas tarafından güncellendi
]
|
2009 YILI ASGARİ ÜCRET TUTARLARI
|
|
YÜRÜRLÜK TARİHLERİ
|
16 YAŞ ÜSTÜ
|
16 YAŞ ALTI
|
|
GÜNLÜK
|
AYLIK
|
GÜNLÜK
|
AYLIK
|
|
01.07.2009 - 31.12.2009
|
23,10
|
693,00
|
19,65
|
589,50
|
|
01.01.2009 - 30.06.2009
|
22,20
|
666,00
|
18,90
|
567,00
|
|
2009
YILI PRİME ESAS KAZANÇ TUTARLARI
|
|
DÖNEM
|
ALT SINIR
|
ÜST SINIR
|
|
Günlük
|
Aylık
|
Günlük
|
Aylık
|
|
01.01.2009 - 30.06.2009
|
22,20
|
666,00
|
144,30
|
4.329,00
|
|
01.07.2009 - 31.12.2009
|
23,10
|
693,00
|
150,15
|
4.504,50
|
|
2009 YILI
KIDEM TAZMİNATI TAVANI
|
|
DÖNEM
|
TUTAR
|
|
01.01.2009
– 30.06.2009 arası
|
2.260,05 TL
|
|
YILLIK ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİ
|
|
HİZMET SÜRESİ
|
İZİN SÜRESİ
|
|
1
Yıldan 5 Yıla (5 yıl Dahil) kadar olanlara
|
14
İş gününden az olamaz.
|
|
5
Yıldan fazla 15 Yıldan az olanlara
|
20
İş gününden az olamaz.
|
|
15
Yıl dahil ve daha fazla olanlara
|
26
İş gününden az olamaz.
|
|
18
Yaşından küçük İşçiler,50 yaş ve üzeri işçilere
|
20
İş gününden az olamaz.
|
|
HİZMET AKDİNİN FESHİNDE BİLDİRİM SÜRELERİ VE İHBAT TAZMİNAT TUTARLARI
|
|
HİZMET SÜRESİ
|
BİLDİRİM SÜRESİ
|
|
İşi
6 aydan az sürmüş olan işçi olan
|
Bildirimin
diğer tarafa yapılmasından başlayarak 2 hafta sonra
|
|
İşi
6 aydan 1,5 Yıla kadar sürmüş işçi için
|
Bildirimin
diğer tarafa yapılmasından başlayarak 4 hafta sonra
|
|
İşi
1,5 Yıldan 3 Yıla kadar sürmüş işçi için
|
Bildirimin
diğer tarafa yapılmasından başlayarak 6 hafta sonra
|
|
İşi
3 Yıldan fazla sürmüş işçi için
|
Bildirimin
diğer tarafa yapılmasından başlayarak 8 hafta sonra
|
|
SİGORTA
PRİMİNE TABİ TUTULMAYACAK YEMEK PARASI İLE ÇOCUK VE AİLE ZAMMI TUTARLARI
|
|
|
|
|
|
Dönemi
|
Yemek
Parası
(Günlük)
|
Çocuk
Zammı (Aylık)
|
Aile Zammı
(Aylık)
|
|
01.01.2009-30.06.2009
|
1,33 TL
|
13,22 TL
|
66,60 TL
|
|
İŞSİZLİK
SİGORTASI PRİMİ ORANLARI
|
|
İşçi Payı
(%)
|
İşveren
Payı
(%)
|
Devlet
Payı
(%)
|
|
1
|
2
|
1
|
|
50 VE DAHA
FAZLA İŞÇİ ÇALIŞTIRAN İŞYERLERİ İÇİN ZORUNLU İSTİHDAM ORANLARI
|
|
|
Özel
Sektör (%)
|
Kamu
Sektörü (%)
|
|
Özürlü
İşçi Çalıştırma Yükümlülüğü Oranı
|
3
|
4
|
|
Eski
Hükümlü İşçi Çalıştırma Yükümlülüğü Oranı
|
1
|
2
|
|
Terör
Mağduru İşçi Çalıştırma Yükümlülüğü Oranı
|
2
|
-
|
|
TOPLAM
ORAN
|
6
|
6
|
|
|